Şota Arveladze, Bursaspor'un çok beğendiği bir takım olduğunu belirterek, futbolculara bağlı değil takım oyunu sergileyen böyle bir takıma karşı galip geldikleri için mutlu olduklarını söyledi.
''Bursaspor her an skoru değiştirebilen bir takım. Bazen bu takıma karşı 2 dakika bile çok geliyor'' diyen Arveladze, iyi mücadele ettiklerini ve sonucun kendilerini mutlu ettiğini bildirdi.
Arveladze, golü yine kornerden yediklerini anımsatarak, ''Rakibi iyi analiz etmiştik. Oyuncularım da iyi mücadele etti. Bursa'da güzel bir sonuç almak önemliydi, çok mutluyuz'' diye konuştu.
Bir gazetecinin, ''Batalla'ya özel önlem aldınız mı-'' sorusunu Arveladze, ''Almayan var mı- Önlem almazsan, bakarsan golü yersin. Biz de bir kere bıraktık o da kornerde... Gerçekten çok renkli bir futbolcu. Bir futbolsever olarak onu sahada görmek güzel'' yanıtını verdi.Chat | Chat Odaları | Sohbet
5 Kasım 2012 Pazartesi
2 Kasım 2012 Cuma
Kızıl bir öyküydü yaşamak
-buselik makamında şarkı değil
kızıl bir öyküydü yaşamak…içinde köz ve ateş-
karnı kirli bir martı çığlığıyla
yalnızlığını soyunup…perdesini çeker uykuya hasret güneş
ve sabahı hiç göremeyen gece
bir yıldıza gebe kalır rahminde…ay’ı kendine seçer eş
artık tükenmiştir hayatın seyir defteri…kıraçtır tüm sayfalar
sokaklarda hamiline kadınların utancı satılıktır
ressamlar resimleriyle sevişir…güvercinler tecavüze uğrar
ve ay’dan bir bebek bekler beyaz kefeniyle …bahçesi boş mezar
ölü ekerler toprağa…fakat haraçsız karışmak ne mümkün
cam kırıkları ruhları kanatır
dinlenir soğuk bir mezarın balkonunda zaman
ve kucak açmaz toprak dertlere
aynalardaki cesetlere döner insan
benimse…çıplaklığımı giyinmek için
tabutunda ****netle yatan
turuncu ölüler koşar peşimden…gözleri buzlu cam
iki dünyadan da kovdu öpüşen cinler
cenazemin başında ağlıyorum
mayın döşeli sorgularda yaşam
..ölünce gözlerini sıkı sıkı yum
sakın parolasını unutma ölümün
bilirsin alışığım…en çok ben ölürüm
şu anda bir çakıl taşıyım cehennemde
zebanilerin ayak tırnakları
ve aç köpek balıkları tek gördüğüm..
…hayatın ölüme armağanıdır insan…
kızıl bir öyküydü yaşamak…içinde köz ve ateş-
karnı kirli bir martı çığlığıyla
yalnızlığını soyunup…perdesini çeker uykuya hasret güneş
ve sabahı hiç göremeyen gece
bir yıldıza gebe kalır rahminde…ay’ı kendine seçer eş
artık tükenmiştir hayatın seyir defteri…kıraçtır tüm sayfalar
sokaklarda hamiline kadınların utancı satılıktır
ressamlar resimleriyle sevişir…güvercinler tecavüze uğrar
ve ay’dan bir bebek bekler beyaz kefeniyle …bahçesi boş mezar
ölü ekerler toprağa…fakat haraçsız karışmak ne mümkün
cam kırıkları ruhları kanatır
dinlenir soğuk bir mezarın balkonunda zaman
ve kucak açmaz toprak dertlere
aynalardaki cesetlere döner insan
benimse…çıplaklığımı giyinmek için
tabutunda ****netle yatan
turuncu ölüler koşar peşimden…gözleri buzlu cam
iki dünyadan da kovdu öpüşen cinler
cenazemin başında ağlıyorum
mayın döşeli sorgularda yaşam
..ölünce gözlerini sıkı sıkı yum
sakın parolasını unutma ölümün
bilirsin alışığım…en çok ben ölürüm
şu anda bir çakıl taşıyım cehennemde
zebanilerin ayak tırnakları
ve aç köpek balıkları tek gördüğüm..
…hayatın ölüme armağanıdır insan…
30 Ekim 2012 Salı
Mynet Sohbet Odası
Değerli site kullanıcıları bildiğiniz üzere sohbet,arkadaşlık,dostluk,eğlence çok rağbet gören bir alan
Özellikle insanlar bunu internet üzerinden sağladıkları içinde bu internet üzerinde büyük bir pazara sahip.
Bunlardan bir kaçını örnekleyecek olursak;
1-) Mynet odaları;
Eski mynet sohbetin kapanmasından sonra karşımıza büyük bir mynet sohbet siteleri yığını çıktı.Hiç biride mynet kullanıcılarına
gereken önem ehemmiyet ve sohbet ortamını sağlayamadı.Bu alanda önerebileceğim yani
kameralı sohbet , omegle ve chatroulette
yi bir arada veren Arkadassitesi.org u öneriyoruz.Ücretsiz, üyeliksiz ve bedava yararlanabilirsiniz. 3-)Yazılı sohbet siteleri; Yazılı sohbet siteleri sıralamasında 2007 den beriMynet Sohbet Odaları
Mynet Ülkemiz üzerinde açılan ilk Türkçe portal olma özelliğine sahip ülkemizdeki İnternet kullanıcıları tarafından, en çok ziyaret edilen siteler arasında yer almaktadır. Mynet portalı, kategorilerindeki zengin içerikler, en son çıkan haberler, gündemdeki duyurular ve İnternet üzerinde bulunan en kaliteli içerikleri barındırmaktadır. Mynet portalı içerisinde ücretsiz oyunlar oynayabilir, arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Site içerisinde eğlence adına birçok kategori bulunmaktadır.
Günümüzde birçok İnternet kullanıcı mynet sitesini ziyaret eder, ve çok kişi tarafından tercih edilen ve marka olmuş bir portal haline gelmiştir.
Mynet Sohbet Siteleri, ise ülkemiz içerisindeki ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı bir araya getirerek mynet kullanıcıları için sohbet etmeleri arkadaşlıklar kurmaları ve keyifli vakitler geçirmeleri için chat ortamı sağlamaktadır. İnternet üzerinde arama yapıldığında birçok Mynet Sohbet sitesine rastlayabilirsiniz. Mynet Sohbet siteleri içerisinde chat ve sohbet kanalları mynet kullanıcılarını bir araya getirip tanışma fırsatı sunmaktadır. Web tabanlı sohbet sitelerinin içerisinde Java yazılımı kullanılmaktadır.
Mynet Odalar içerisindeki kanal genelinde sohbetlere katılabilir, arkadaşlık kurmak istediğiniz rumuza tıklayarak özel görüşmelerde bulunabilirsiniz. Tamamen ücretsiz siteler içerisinde üyelik zorunluluğu yoktur. Ayrıca mynet sohbet odaları içerisindeki kullanıcılar genellikle online kişilerden oluştuğundan dolayı, arkadaşlık ve partner arayışlarınızda sizlere kolaylık sağlar.
Mynet Sohbet Odalar içerisinde Yarışma Oyun kanallarında güncel sorular ile öğrenilmesi ve bilinmesi gereken yararlı bilgilerin cevaplarına ulaşabilir bilgi deneyiminizi geliştirebilirsiniz. Mynet Sohbet odaları sizlere chat yaparken canlı radyo dinleme ayrıcalığı tanımaktadır. Radyo odası aracılığıyla siz sevdikleriniz oda içerisinde tanıştığınız arkadaşlarınız için canlı şarkı isteklerinde bulunabilirsiniz. Mynet odaları içerisinde kullanıcıların güvenliği için Operatörler bulunmaktadır. Sizleri özelde rahatsız eden, komutlar, veya sunucu için öğrenmek istediğiniz bilgileri, Operatörlere özel mesajlarda bulunup bildirebilirsiniz.
Sitemiz üzerinde Mynet kullanıcılarını bir araya getirip, kullanıcılara en kaliteli sohbet imkanı sağlanmaktadır. Zorunlu üyelik gerektirmeden misafir girişinde bulunabilir, sohbet odalarımıza bağlanabilirsiniz.
Günümüzde birçok İnternet kullanıcı mynet sitesini ziyaret eder, ve çok kişi tarafından tercih edilen ve marka olmuş bir portal haline gelmiştir.
Mynet Sohbet Siteleri, ise ülkemiz içerisindeki ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı bir araya getirerek mynet kullanıcıları için sohbet etmeleri arkadaşlıklar kurmaları ve keyifli vakitler geçirmeleri için chat ortamı sağlamaktadır. İnternet üzerinde arama yapıldığında birçok Mynet Sohbet sitesine rastlayabilirsiniz. Mynet Sohbet siteleri içerisinde chat ve sohbet kanalları mynet kullanıcılarını bir araya getirip tanışma fırsatı sunmaktadır. Web tabanlı sohbet sitelerinin içerisinde Java yazılımı kullanılmaktadır.
Mynet Odalar içerisindeki kanal genelinde sohbetlere katılabilir, arkadaşlık kurmak istediğiniz rumuza tıklayarak özel görüşmelerde bulunabilirsiniz. Tamamen ücretsiz siteler içerisinde üyelik zorunluluğu yoktur. Ayrıca mynet sohbet odaları içerisindeki kullanıcılar genellikle online kişilerden oluştuğundan dolayı, arkadaşlık ve partner arayışlarınızda sizlere kolaylık sağlar.
Mynet Sohbet Odalar içerisinde Yarışma Oyun kanallarında güncel sorular ile öğrenilmesi ve bilinmesi gereken yararlı bilgilerin cevaplarına ulaşabilir bilgi deneyiminizi geliştirebilirsiniz. Mynet Sohbet odaları sizlere chat yaparken canlı radyo dinleme ayrıcalığı tanımaktadır. Radyo odası aracılığıyla siz sevdikleriniz oda içerisinde tanıştığınız arkadaşlarınız için canlı şarkı isteklerinde bulunabilirsiniz. Mynet odaları içerisinde kullanıcıların güvenliği için Operatörler bulunmaktadır. Sizleri özelde rahatsız eden, komutlar, veya sunucu için öğrenmek istediğiniz bilgileri, Operatörlere özel mesajlarda bulunup bildirebilirsiniz.
Sitemiz üzerinde Mynet kullanıcılarını bir araya getirip, kullanıcılara en kaliteli sohbet imkanı sağlanmaktadır. Zorunlu üyelik gerektirmeden misafir girişinde bulunabilir, sohbet odalarımıza bağlanabilirsiniz.
26 Ekim 2012 Cuma
Aşkı Söyle Sazım
Bir tarafa bıraktım umutlarımı bu gece
Uzak diyarlara gönderdim
Usulca ve de sessizce
Ama hep sen vardın içinde. Satırlara yazdıklarım hariç
Diğer tarafta ise müzik vardı
Notalarda si bemolün aşkı
Beni seninle kucaklayıp sardı.
Hüzünlerin sesiydi aşkımızın sesi
Sevdamızın sesiydi bu gece içimizde oynaşan
Bir yosma gibi kıvranan
Karanlıklara bulaşan bir is gibi
Bir kömür dumanıydı bizi yakan
Bu akşam.
Al be sazım söyle çal bu gece
Dökül sende gövdenden ağla sessizce
Aşk neymiş sevgi neymiş
Yürek neymiş tel tel anlat bilmeyene
Bir mızrabın vuruşlarında
Haydi sende aşkı söyle…
Uzak diyarlara gönderdim
Usulca ve de sessizce
Ama hep sen vardın içinde. Satırlara yazdıklarım hariç
Diğer tarafta ise müzik vardı
Notalarda si bemolün aşkı
Beni seninle kucaklayıp sardı.
Hüzünlerin sesiydi aşkımızın sesi
Sevdamızın sesiydi bu gece içimizde oynaşan
Bir yosma gibi kıvranan
Karanlıklara bulaşan bir is gibi
Bir kömür dumanıydı bizi yakan
Bu akşam.
Al be sazım söyle çal bu gece
Dökül sende gövdenden ağla sessizce
Aşk neymiş sevgi neymiş
Yürek neymiş tel tel anlat bilmeyene
Bir mızrabın vuruşlarında
Haydi sende aşkı söyle…
24 Ekim 2012 Çarşamba
Öldü denilen Ciguli isyan etti
Kendine has tarzıyla geniş bir hayran kitlesi oluşturan şarkıcı Ciguli hakkında Twitter’da öldüğüne dair söylentiler yayıldı.
Ciguli "Twitter'a inanmıyorum. Birileri beni üçüncü kez öldürdü. Benden ne istiyıorlar. Aralarında Seren Serengil ve Armağan Çağlayan'ın da bulunduğu arkadaşlar bugünümü mahvetti. Telefonlarım susmuyor. Yazık, ayıp. Bu twitter yarın öbür gün Seren Serengil'i de öldürür. O zaman sorup araştırmadan yazacak mıyız? Ayıp, sanatçılar yapmasın bari" açıklamasında bulundu.
BENDEN NE İSTİYORLAR?
Ntv Radyo'da Cengiz Semercioğlu'nun sorularını yanıtlayan Ciguli "Daha 100 sene yaşayacağım. Yakında Türkiye’ye geleceğim. Sizler benim canımsınız. Bu şeyleri bıraksınlar artık, ayıp. Allah hepimize hayırlı ömürler nasip etsin. Sağ olun var olun" açıklamasını yaptı.
17 Ekim 2012 Çarşamba
Tesadüfen
tesadüfen buldum seni
ama bile bile seviyorum.
belki delice biraz
yada aptalca ama
bile bile seni seviyorum.
önceden tanımadıgım gözlerine
şimdi hasret kalıyorum
dokunmaya kıyamadıgım ellerine
muhtaç oluyorum
bilemiyorum neden ama
tesadüfen buldum seni
bile bile seviyorum…
ama bile bile seviyorum.
belki delice biraz
yada aptalca ama
bile bile seni seviyorum.
önceden tanımadıgım gözlerine
şimdi hasret kalıyorum
dokunmaya kıyamadıgım ellerine
muhtaç oluyorum
bilemiyorum neden ama
tesadüfen buldum seni
bile bile seviyorum…
15 Ekim 2012 Pazartesi
Real Madrid sakata geldi
Real Madrid'e iki kötü haber... Rusya maçında sakatlanan Portekizli Fabio Coentrao'nun 2-3 hafta sahalardan uzak kalacağı belirtilirken, Marcelo'nun da milli takım idmanında ayak tarak kemiği kırıldı. Brezilyalı sol kanat oyuncusunun en az 3 ay oynayamacağı açıklandı.
MARCELO 3 AY YOK
24 yaşındaki oyuncu Brezilya Milli Takımı'nın Japonya'yla oynayacağı hazırlık maçı öncesi Polonya'da yapılan antrenmanda sağ ayağından sakatlandı. Yapılan ilk muayenenin ardından Marcelo'nun ayak tarak kemiğinin kırıldığı anlaşıldı. Real Madrid doktorlarının da kontrolden geçireceği Marcelo'nun 3 ay sahalardan uzak kalabileceği belirtildi.
COENTRAO DA SAKATLANDI
Marcelo'nun uzun süreli sakatlığının ardından Real Madrid'de gözler diğer sol bek Fabio Coentrao'ya çevrildi. Ancak Coentrao da Portekiz'in dünya kupası elemelerinde Rusya'yla oynanan maçın henüz 20. dakikasında arka baldırından sakatlandı. Coentrao'nun da en az 2-3 hafta sahalardan uzak kalacağı belirtiliyor.
MARCELO 3 AY YOK
24 yaşındaki oyuncu Brezilya Milli Takımı'nın Japonya'yla oynayacağı hazırlık maçı öncesi Polonya'da yapılan antrenmanda sağ ayağından sakatlandı. Yapılan ilk muayenenin ardından Marcelo'nun ayak tarak kemiğinin kırıldığı anlaşıldı. Real Madrid doktorlarının da kontrolden geçireceği Marcelo'nun 3 ay sahalardan uzak kalabileceği belirtildi.
COENTRAO DA SAKATLANDI
Marcelo'nun uzun süreli sakatlığının ardından Real Madrid'de gözler diğer sol bek Fabio Coentrao'ya çevrildi. Ancak Coentrao da Portekiz'in dünya kupası elemelerinde Rusya'yla oynanan maçın henüz 20. dakikasında arka baldırından sakatlandı. Coentrao'nun da en az 2-3 hafta sahalardan uzak kalacağı belirtiliyor.
12 Ekim 2012 Cuma
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:
"Yaşayamaz artık bu evde... yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor...
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken...
... seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
... ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
... ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
... yokluğunu beklemek, ne zor...
* * *
Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve
"Geri dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... kulüben seni bekliyor..."
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:
"Yaşayamaz artık bu evde... yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor...
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken...
... seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
... ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
... ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
... yokluğunu beklemek, ne zor...
* * *
Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve
"Geri dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... kulüben seni bekliyor..."
10 Ekim 2012 Çarşamba
BALIKÇILAR
- Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder
Bugün açız yine; lakin yarın, ümid ederim
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader
- Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur
Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta
- Olur
Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala
Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz
Çocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz
Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz
Hâlâ
Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi
- Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın
Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın
Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme
Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha
Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa
- Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa
- O gitmek istedi; "Sen evde kal!" diyor...
- Ya sakın
O gelmeden ben ölüsem
Kadın bu son sözle
Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine
Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
Uğulduyordu...
- Yarın yavrucak nasıl gidecek
Şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
İlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid
Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
Eliyle engini güya işaret eyleyerek
Diyordu: "Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!"
Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; "Yürümek
Nasibin işte bu! Hâlâ gözün kenarda... Yürü!"
Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?
Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... Ölüyor
Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle
Bütün felaketinin darbe-i hasariyle
Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor
Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler
Bugün açız yine; lakin yarın, ümid ederim
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader
- Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur
Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta
- Olur
Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala
Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz
Çocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz
Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz
Hâlâ
Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi
- Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın
Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın
Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme
Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha
Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa
- Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa
- O gitmek istedi; "Sen evde kal!" diyor...
- Ya sakın
O gelmeden ben ölüsem
Kadın bu son sözle
Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine
Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
Uğulduyordu...
- Yarın yavrucak nasıl gidecek
Şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
İlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid
Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
Eliyle engini güya işaret eyleyerek
Diyordu: "Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!"
Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; "Yürümek
Nasibin işte bu! Hâlâ gözün kenarda... Yürü!"
Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?
Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... Ölüyor
Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle
Bütün felaketinin darbe-i hasariyle
Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor
Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)